el yemeği göz nuru etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
el yemeği göz nuru etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Foto-Şipşak Atölye SÜT'te


Haydi bakalım 22 Mayıs Pazar günü SÜT'te buluşuyoruz:)

Foto-Şipşak Atölye'nin amacı, tarihin tozlu sayfaları arasından günümüze kadar gelen fotoğraf sanatını ve onun büyülü dünyasını çocuklarla tanıştırmak, hayal güçlerini geliştirmek ve küçük motor gelişimlerine destek olmaktır.

FOTOŞİPŞAK ATÖLYE'de çocuklar;

- Fotoğrafın sadece "selfi" çekmek için kullanılmadığını farkedecek,

- Cep telefonlarıyla gelen bir özellik değil de bir tarihinin olduğunu öğrenecek,

- Fotoğrafçılığın hem bir hobi hem bir sanat hem de bir meslek olduğunu görecek,

- Karanlık kutunun gizemini çözmeye çalışacak,

- Çeşitli aktivitelerle ince motor becerilerini geliştirecek,

- "Bir Karanlık Kutu Masalı" ile birlikte fotoğrafa ilişkin hayal dünyasının kapılarını aralayacaklar.


Unutmayın, 22 Mayıs Pazar:)
Haydi SÜT'e...


Minik Baykuş'un Oyun Güncesi

Yorucu ve bol koşturmalı bir Bodrum tatilinden sonra evde Kağan'la oyunlar oynamak iyi geldi. Tatildeyken "eyvah çocuğun huyu suyu değişti" derken neyse ki korktuğum başıma gelmedi ve eski düzenimize hemencecik geri dönebildik. Bu konuda babannenin payı da büyük tabi..:)

Bu yazımda, haftasonu baykuşla oynadığımız oyunlardan bahsedeyim dedim. Hem belki bu yazıyı okuyup bikaç baykuşa daha faydalı olur, hem de ilerde bana da lazım olur:) bulunsun burada...

Öncelikle Kağan için hazırladığım

Haftasonu evde olmak güzel şeymiş:)

Bu haftasonu hastalandığım için dışarda hiçbir program yapmadık ve bol bol dinlendik. Uzun zaman sonra öğlen uykusunun tadına varabildim:) En azından 2 yıldır öğlen uyumadığımı biliyorum ve bu haftasonu 4  saat uyuyarak rekorumu kırdım:)
Fırsat bulduğum bir zamanda da bikaç bişiler hazırladım minikbaykuşlarıma...
Epeydir Kağan'a karatahta alıyım diye düşünüyordum, sonra dedim ki neden ben yapmıyım..
Gidip bir yapı marketten aldığım fırça, karatahta boyası ve resim altlığı olarak kullanılan ince bir tahta malzemeden oluşan karatahtamı boyadım nihayet. Öğrencilik zamanlarıma döndüm bu karatahta ile:) Kağan efendi gidip geldikçe çiziyor bişiler. Bu sıralar bir de nokta-çizgi ve yuvarlak çizmeyi öğrendi ki kaç kalem kırıldı o noktalar çizilirken:)

evet yine baykuş yaptım:)

Bi insan neden çocuğuna baykuşum der bilmiyorum ama ben çok seviyorum sana (ay pardon artık siz oldunuz:) size baykuşum demeyi:)
KAğan doğmadan önce onun için bi baykuş oyuncak yapmıştım kendim .. işte burada... şimdi de londra gezimiz sırasında bimilyoncudan bulduğum bi oyuncağı da Metehan için yapiim dedim:)
Dükkanda gezinirken farkettim ve çok hoşuma gitti, bikaç tane daha almadığıma pişman oldum sonradan aslında. Bilmiyorum belki buralarda da vardır ama pek bimilyonculara gidemediğim için haberim yoktur belki..
İğnesinden ipliğine, kumaşına herşey bu poşet içinde var.





Mutfakta Biri mi Var?

Bu aralar işe başladığımdan mıdır nedir mutfakta pek vakit geçiremiyorum uzun zamandır. Daha doğrusu geçirdiğim vakitler anı kurtarmaya yönelik, yani deneysel-doğaçlama mutfak deneyimlerim pek olmadı. Ama bikaç deneyim oldu tabi arada, onları yazıyım da ilerde lazım olur belki..

Bayat ekmeklerle yaptığım atıştırmalık-kahvaltılıklardan başlayım...

Bayat ekmekleri dilimleyerek ya da dilimlemeden yapabilirsiniz. Ekmeğin fırında kurumaması için zeytinyağını (tereyağı da olur) mümkün olduğunca bol koymak lazım.
Bildiğiniz üzere bizde ölçüler kaşıkla kepçeyle değil, kafaya göre...
Ekmeği yağladıktan sonra içerine ya da üzerine eriyen bir peynir koyun (kaşar ve beyaz peynir karışık kullandım ben) üzerine baharat serpin biraz ki peynirle bütünleşsin, sonra dereotu, yeşilsoğan, maydonoz, nane, zeytin... hangi malzemeyi canınız çekerse onu ekleyin.. sonra biraz daha baharat ( bu baharat da sebzelerle bütünleşsin diye) sonra üzerine azıcık daha zeytinyağı ve hoopp fırına... Peynirler kızarıncaya kadar fırında kalsınlar.

İşte aşağıda iki farklı denememden fotolar var...

Afiyet ossuunnn...





Minik Baykuşun aktivitelerinden...

Yine biriktirip yazıyım dedim... Haftasonları çok hızlı geçmeye başladı... Hiç bişeye vakit ayıramıyorum, kronik yorgunluk yüzünden (bi sebebi var tabi:) hiç bişey yapmak gelmiyor içimden bazen. Bazen kitap okumaya ble üşenir oldum... Kafam o kadar karmaşık ki... Gündemdeki olaylar insanın canını sıkmaktan öteye itmiyor. Takip etmeye kalksan olayları, gidişat daha da canını sıkıyor. Adaletin olmadığı, kişisel kalkınmanın varolduğu bir ülke halini aldık kısacası. Umarım sen bu satırları okurken "vay be bir zamanlar ülke ne haldeymiş. Şimdi herşey ne güzel " dersin canım oğlum...

Neyse sen kendi dünyanda büyü çocuk.. Bizim dünyamız kirlendi artık. Affedin bizi. Ya da etmeyin... Biz size güzel bi dünya hazırlayamiyoruz galiba. Siz kendi dünyanızı baştan kurun. Hiç bişey yapamıyorsan da benim hayalimdeki dünyada yaşamaya devam et boşver kirli insanları...

Uff başlıkta ne yazıyo ben burda ne anlatıyorum sana di mi...

Gelelim seninle evde haftasonları gezmeden fırsat bulduğumuz zamanlardaki eğlencelerimizeeee....

İlk oyunumuzu sen çok sevdin. Sebzelerle fotoğraları eşleştirmece...

Farklı renklerde sebzelerin fotoğraflarının çıktıları alınır, sonra sebzeler de masaya konarak eşleştirme yapılır. 2 boyut ile 3 boyut arasındaki ilişkiyi kurma açısından faydalı bir etkinliktir kendisi efeniimm... Aynı oyunu resimlerle de yapabilirsiniz. Böylece soyut-somut ilişkisi de sağlanmış olur.




Bu oyun da renkler ve şekiller eşleştirmece

Fon kartonunu evdeki oyuncakların renklerine göre seçebilirsiniz. Hem renkleri hem de şekilleri eşleştirmeye çalışmak biraz zor oldu kağan için ama genel olarak eğlendik.





Bu oyun da siyah bantla hazırladığım bir oyundu. Aslında elektrik bandı da kullanılabilir. Çünkü geçen gün yolları temizlerken biraz zorlandık bant yapıştığı için. 


Kürdanları saplamayı sevmedi kağan ama onları çıkartırken daha çok eğlendi. Kendi kuralını kendisi koyuyor napalım. ince motor becerileri için de etkili bir oyun. Ayrıca kürdanlar eline batınca duyusal gelişime de katkısı olduğu kesin:)))



Biraz da sanat yapalım di mi:)
Bigün ben yemek yaparken seni de mama sandalyesine oturtup eline de boyalarını verdim. Normalde bulduğunu ağzına atma huyun yoktur ama (ve boyaları yemeğe çalışmamıştın o güne kadar) ogün mama sandalyesinde yemek yendiği için sen de normal olarak boyalarını yemeğe başlamıştın:) O günden sonra mama sandalyesinde aktivite yapmamaya karar verdim:) Bu da bize bi anı oldu minik baykuşum:)




Hep ev hep ev olmaz di mi.. biraz da yürüyüş:) Anıttepedeki yürüyüş parkuruna çok geldim sen daha karnımdayken. Nilgün teyzenle burada yürümek çok eğlenceliydi. Sen doğduktan sonra da kanguruyla bikaç tur atmışlığımız var hani. Ama bahçeliden taşındıktan sonra ilk kez geldik... 



Bissürü ev aktivitesi birarada...

Belki de kaç yıldır yağmayan kar kendini bu seneye saklamıştır... Ankarayı pek (tamam hiç hem de hiç) sevmeyen biri olarak binalar ve asfalt kardan görünmediği için bu şehre azıcık ısınmaya başladım. Ama tabi karlar eriyince tekrar eskiye döneriz:) Eşim bugün dese kalkar deniz kenarında bir köye yerleşirim vala hiç hayır demem... (ilgililere duyuruluuurrr)
Belki sen seversin baykuşum bu şehri??? Zaten içinde sevdikleri olmasa insan niye yaşasın böyle bi yerde di mi? Neresi sevilir bu şehrin bilmiyorum ama sevecek bi tarafını bulursan bana da haber ver... Bir şehir plancısına Ankarayı sevdirmeye çalışmak biraz zor olacaktır tabi ama... dene bakalım:) 

Eveettt gelelim bugünkü aktivite köşemize.. Bu yazıda bissürü aktivite paylaşıcam. Öncekileri de ekliyim de arada kaynamasın...

Hayde iyi eğlenceleeerrrr....


Boşluk doldurmaca (Nam-ı diğer Fil in dı blenks) 

Boş yumurta kolisi ve cevizlerle oynadığımız bu oyunu bizim baykuş çok sevdi. Kutuyu kapatıp salladıkça çıkan sesle ritm tuttu bi de.. Cevizleri başka bir kaptan kolideki boşluklara attık, sonra bi de sallayıp çıkan sesi dinledik. Bu oyunu tekrarladıkça daha çok hoşuna gitmeye başladı.



Ev Koşullarında "Robotica"

Robotica için gerekli malzemeler kutu, folyo, uhu, şişe kapakları, plastik bardak, tuvalet kağıdı rulosu, pipetler ve sınırsız hayalgücü..
İstediğinizi yapıştırabilirsiniz, düğmeler, elişi kağıtları vs ile kendi roboticanızı yapabilirsiniz.
(Hatta aklıma şimdi geldi, eğer ışıklı bir oyuncağınız varsa kutuya delikler açıp içine onu da yerleştirebilirsiniz.) Birlikte vakit geçirmek ve minnaklarla "uhuyu verir misin" "düğmeyi yapıştırır mısın" gibi ortak çalışmalarda bulunabileceğiniz bir anne aktivitesi. 
Bir de bu aralar şişe kapaklarını toplayıp "ben bunlarla bişeyler yaparım ki" diyordum, ilk icraat bu çıktı. Bakalım kapak biriktirmeye devam, yakında yeni kapak projelerimle karşınızda olacağım:)

Evde Aykumu (moonsand) nasıl yapılır?
Aykumunu internette görünce bi yerlerde ilk aklıma gelen hazır almaktı. Ama internetten küçük bir araştırma sonucunda "ben yaparım ki, çok basitmiş" dedim ve hop şöyle bişi çıktı ortaya. Nerden bulduğumu hatırlamıyorum tarifi ama her yerden ulaşabilirsiniz.

Gerekli malzemeler : 6 bardak un, 2 bardak irmik, 2 bardak bebek yağı

Ben evde irmik az kaldığından yarın ölçü kullandım (kendime not:eve giderken irmik almayı unutma) böle bişi çıktı ortaya... Kıvamı cıvık olursa unla ya da irmikle takviye yapabilirsiniz.


Elma ağacı ve renkler
Evde elişi kağıtlarınz yoksa renkli objeler veya poşetleri keserek de yapabilirsiniz aslında. Yeşil, kırmızı ve turuncu kağıtları dal, yaprak ve meyve gibi olacak şekilde kesip, bu parçalarla oynayabilirsiniz. Minnak için hem renkleri öğrenmede hem de ince motor becerilerini geliştirmede yardımcı olacağını düşünüyorum.
Bu aktiviteyi babanneyle evde oynasınlar diye hazırlamıştım, baya eğlenmişler:) Yaşasın süper babanne!!!

Halka oyunu

Yine plastik bardak ve tabaklardan bir oyun 
Aşağıdaki resimde görüldüğü gibi düzeneğimizi hazırlayıp yavru ceylanımızın oyuna katılmasını bekliyoruz:) Bu oyunu oynarken kağandan çok ben eğlendim aslında. Akşam babasıyla halkaları direksiyon yapıp oynamak daha eğlenceli gelmişti ona.


Oh sonunda bu oyunları da paylaştım ya unutmadan, oldu bu iş:)
Sevgiler...


Bugün 20 Mart Dünya Çocuk ve Gençlik Tiyatroları Günü…Şimdiki çocuklarımızın ve zamanında çocuk olan bizlerin bu güzel günü kutlu olsunJ


Bugün için yazmakta biraz geç kaldım ama yine de dilerseniz ASSİTEJ’in www.assitej.org.tr sayfasından bugünün etkinliklerine ulaşabilirsiniz. Assitej son 2 yıldır “Bugün çocuğunuzu bir tiyatro oyununa götürün” sloganını kullanıyor. Tabi bizim minik baykuşu tiyatroya götüremedim ama ona evde mini bir kukla tiyatrosu hazırladım. İkea’dan aldığımız parmak kuklalarla da hayvanlar alemini tanıtmaya çalıştım. Ben çok eğlendim, umarım o da eğlenmiştirJ


Bugün bir de arkadaşlarımın hazırladıkları çocuk oyunu için kostüm hazırladım ki o da ilk kostüm denemelerimden oldu ama o kadar uğraşmaya deydi doğrusu. Hadi bakalım minik tiyatroseverlere çorbada bizim de tuzumuz bulunsun.


Çocuğunuz için tabi bir güne ayırmak yetmez tiyatroyu, size bugün bir bahane olsun. Haydi bakalım ilk fırsatta götürün bıdıkları bir oyunaJ

20 mart bahane tiyatrolar şahane:)

Örümcekler ses çıkartır mı?


Herkes bilir "Ali Baba'nın Çiftliği" şarkısını...

Bizim de peleseng şarkılarımızdan biri oldu kendisi bu aralar. Bizim minik Baykuş pek seviyor ve hatta bazen şarkıya eşlik etmeye çalışıyor. (Merak etmeyin "aman da bizimki pek bi akıllı, pek sevimli, yok böyle bir bebek" muhabbeti yapmaycağım size:)
Hani şarkıda vardır ya;

"Ali Baba'nın bir çiftliği var
Çiftliğinde kedileri var
Miyav miyavvv diye bağırır
Çiftliğinde Ali Baba'nın..."

Hıh işte, geçen gün nerden aklıma geldiyse Ali Baba'nın çiftliğinde "örümcekler" var diyiverdim. 
Sonra derin bir sessizlik veeee "diye bağırır, çiftliğinde Ali Baba'nınnn" diye devam etttik.

Ben de geçen hafta sırf böyle söylemekle olmaz, birazcık da Ali Baba'nın çiftliğindeki hayvanları gösterelim diye düşündüm ve bişeyler çizdim. Artık yeni karekterlerimiz var.


Kedi Medi, Köpük Köpek, KAplumbağa Kaku, Kuzu Muzo, Mor İnek (bu mor inek çok yaratıcı olmadı farkındayım:), ve derin bir sessizliğe sahip olan Örgücü Örümcek.
Şimdilik Ali Baba'nın çiftliğindeki dostlarımız bunlar. Bakalım başka hangi dostlar eklenir zaman içinde...




Arımayam Hoşgeldin

Vee işte sonunda bitirebildim:) Sonuçta bu blog bir hatıra defteri gibi olacak Kağan ve benim için, o yüzden burada da yer almalı diye düşündüm...
İyi seyirler yo!

Bebek görmeye gelen misafirlere nasıl bir hediye yapalım?

Vala incik boncuk o kadar çok çeşit var ki hediye için, insanın kafası karışıyor.
Biz de Kağan doğduğunda gelen misafirlere nasıl bir hediye hazırlasak diye çok düşündük. Özellikle de standart hazırlanan şekerlerden biraz daha farklı bir şeyler olmasını istemiştik. Beyin fırtınalarının sonunda çam fidanı almaya karar verdik. Özellikle de son zamanlarda hem Taksim Gezi Parkı hem Atatürk Orman Çiftliği'nde yaşanan olaylardan sonra (ODTÜ ağaçları o zaman henüz aramızdan ayrılmamışlardı) böyle bir hediyenin anlamlı olacağında karar kıldık sonunda.
Ankara'da yaşıyorsanız eğer Atatürk Orman Çiftliği'nden çok uygun fiyatlarda bu ağaçlardan edinebilirsiniz. Ben mesela ordan aldım fidanlarımı ve hazırladığım kartlarla, tüllerle süsleyip koydum sepetime. 
Sadece misafirlerimize dağıtmakla kalmadık kendimiz de diktik ağaçlarımızı tabi. Bizim Baykuş'un Odtü'de, Bahçelievler Parkında ve Hacettepe Üniversitesinde bir dikili ağacı var şimdilik bizim diktiğimiz.



Ama "Yok canım ben o kadar fidanı nerede tutucam?" diye düşünüyorsanız da "www.tohumkart.com" adresi tam size göre.
Ben ağaç fidanlarımı aldıktan sonra bir arkadaşım vasıtasıyla tanıştım bu kartlarla. Her konsepte uygun kartlar var. Yani hem farklı konseptlerde hediyeler hazırlayarak misafirlerinizi şaşırtıp, hem de çevreye katkı salamak mümkün...

Hadi bakalım çocuğunuzla birlikte büyüyen ağaçlar dünyanın dört bir tarafına yayılsın:)