Buradan prolaktin hormonuma sesleniyorum!!!

Sevgili Proklaktin hormonum...
Ben bu satırları yazarken sen yine işbaşında olacaksın ve bu satırlardaki duygu değişimlerimi kontrol edeceksin belki de, biliyorum.
Ama insaf be kardeşim. Bir insanın duygularıyla bu kadar uğraşılmaz ki! İyisin hoşsun, baya bi işe yarıyorsun hepsi iyi güzel de, ya benim duygularım ne olacak???
Neden ağlatıyorsun durduk yerde? Neden bir anda neşeyle şen şakrak gülerken, ağlatmaya başlıyorsun?
Bana da yazık yani. 
Geçen gün bu "Bu çocuk çok emiyor, sürekli ona bağımlı yaşayamam" diye ağlayıp, yatak odasında ağlarken eşimin ısrarıyla dışarı çıktık (ki ben odada gözyaşlarımda boğulmayı tercih ederdim o an) dışarı çıkar çıkmaz baykuşumu özleyip eve zor attım kendimi.
Bunların sorumlusu sensin, biliyorum. Bak gel anlaşalım, şunun şurasında geçici bir süre faaliyet gösteriyorsun. Gün gelecek senin zamanın geçecek. Burada evsahibi benim bi yerde. Benim şartım şudur. Sen enerjini benim sütümü çoğaltmak için harca, yaramazlık yapmak istediğin zaman da evde misafirlerin olmadığı bir dönemi seç olur mu canım?
Bence olur...
Mutlu mesut yaşayalım böyle birlikte...
Oh hadi bakalım, prolaktinimle anlaştım. Sıradaki???

Anne olunca...

O kadar uykusuz kalırsın ki fırsat bulup uyuduğunda bile rüyanda uyuduğunu görünce mutlu oluyorsun!!!
Ama değiyor be kardeşim...

Minik Baykuşum dünyaya gözlerini açtı...

16 eylül Pazartesi günü hayatımın dönüm noktalarından biri oldu. 
Her şey cumartesi akşamı "Kelebeğin Rüyası" filmini izledikten sonra başladı sanırım. O fillmi izleyip, (sonunu izlemeye içim elvermedi o derece yani) üzüntüden ağlayınca canım oğlum daha fazla dayanamadı ve gelmeye karar verdi. Eğer o kadar üzülmeseydim herhalde bir süre daha içerde beklemeye devam edecekti. Diğer taraftan Pazar akşamı da doktorumuzun verdiği süre bitecek, suni sancı verilerek doğum gerçekleşecekti. Son bir haftam "işallah pazar akşamından önce gelir de suni sancıya gerek kalmaz, oğlum istediği zaman gelir" diye düşünmekten iyice gerilmiştim. Bu hormonal patlamanın üzerine o filmi izlemek doğumu hızlandırdı sanırım ve oğlum pazar sabahı biz piknik planları yaparken, kendi kararıyla geleceğine dair ilk işareti verdi. Hazırlandık, evden tam çıkacakken eşim televizyonda Kenan Sofuoğlu'nun yarışını seyrediyordu ve "aşkım 2 tur kaldı, 2 dakkaya biter o zaman çıkarız" diyince eh bekledik 2 tur daha:)
Hastaneye gittiğimizde doğum hazırlıklarına başlamıştı bizim minik baykuş.

Bir hamileye söylenmemesi gereken 10 şey

Hamileyken insanın duymak isteyeceği şeyler farklı, duymak istemeyeceği şeyler ayrıdır. Normal bir insanken tahammül edilebilir belki bazı şeylere ama hamileyken ASLA!!!
Neymiş bu duymak istemeyeceğimiz peki? Hemen saymaya başlıyorum...

Neymiş efendim "Baby Shower Partisi"miş...

Ülkemizde yeni yeni kutlanmaya başladı aslında bu olay. Hatta vakti zamanında kadınların hamile olduğu gizlenmeye saklanmaya çalışılırken, şimdi davullu zurnalı kutluyoruz. Aslında erkeklerin sünnet olayı nasıl kutlanıyorsa bu da öyle olmalı bence.
Tabi yurt dışından ithal edilen bir uygulama aslında kendisi. İnternetten biraz araştırma yapınca anlaşılıyor ki; yurtdışında hamiş'in yakın bir arkadaşı organizatör görevini üstleniyor ve kutlamanın yapılacağı yere, süslemelere, yemeklere, davetlilere karar veriyor hamişle birlikte. E tabi bir de gelen misafirler anne adayına hediyeler getiriyor ki, anneye azıcık