Uçan ara - uçan ara - Uçan arabaaa!!!

Geçen akşam diş macunu kutusu, lego arabası ve folyodan bi araba yaptık Baykuşla. Tamam itiraf ediyorum ben yaptım Kağan seyretti:) Ama vazgeçmeyeceğim, kendi kendime eğlenmeye devam:)

İhtiyaç listesi
Alimünyum folyo (kartondan da yapabilirsiniz tabi, sonuçta bi kuru)
Lego araba
Kurdele (arabayla kutuyu bağlamak için)
Elişi kağıdı (kanat ve pencere yapmak için)

Tabi tekerlek için lego yerine pet şişe kapaklarını falan da kullanabilirsiniz. Benimki kısa yoldan eğlencelik bişi oldu. Amaç diş macunu kutusunu değerlendirmekti.




 







Takaskitap-Kitaptakas


Hiç tanımadığınız, görmediğiniz, hatta sadece yazılarla haberleştiğiniz (bazen acaba şizofrene mi bağladım ki dediğiniz durumlar vardır ya) bir insanı sevebilir misiniz? Onunla sanki oturup sohbet etmiş gibi hissedebilir misiniz? Herkes için böyle yoğun duygular yaşayamazsınız elbet... Ama ya ortak noktanız kitaplarsa.. Özellikle de sizin de okuduğunuz ve o kişiyle payşlaştığınız kitaplarsa?

2balık1kedinin tatlı balığı Esra ile başlattığımız takas kitap etkinliği İlham Kedisi'nin de bize katılmasıyla birlikte tamamlandı... İşe ilk başladığım gün 29.01.2015 de eşimden gelen güzel güllerin yanında aldığım bu iki hediye beni nasıl mutlu etti anlatamam, tarif edemem... Minik kartları, süprizleri, kitapları (sıcak çikolatayı bi de) görünce "iyi ki iyi kalpli insanlar var" dedim:)

Belki oturup bir kahve içemedik sizlerle ama aynı kitapları kahve eşliğinde okumak bile güzel olacak...

Yazıyı hazırlarken ki gülümsemem için ve hediyelerinizi aldığımdaki mutluluk için size çok teşekkür ederim...
İyi ki varsınız, iyi ki tanımışım sizi:)



Kitap önerisi Pınar MERMER'den "Yavaş Ebeveynlik"

Uzun zamandır yazmayı düşündüğüm ancak bir türlü fırsat bulamadığım bir gönderiyle yine karşınızdayım...
Bu sefer Pınar MERMER'in yazmış olduğu "Yavaş Ebeveynlik" kitabından bahsedeceğim.
Bu kitap önceden bahsettiğim "Daha Sade Bir Hayat" adlı kitapla aynı lezzette diyebilirim.
Kitabın ilk satırlarındaki samimiyet okuyucuyu hemen sarıp sarmalıyor zaten. Bir yandan "bak görüyor musun yalnız değilmişim, oh be" dedirtiyor diğer yandan da "aa benim niye aklıma gelmedi" diye sorgulatıyor. Anlatım dili oldukça akıcı ve bir psikoloğun kaleminden çıktığından olsa gerek  özenle seçilmiş kelimelerden oluşuyor yazılar.
Hayatın yoğunluğuna kaptırmış boş viteste giderken "bir dakka ya" dememe sebep olan bir kitap oldu kendisi. Kitabı okuduktan sonra hayatımızda uygulayabileceğimiz minik ipuçları da var. İşte onlardan bazıları...

"Yavaşla! Fark et! Biraz düşün! Ezbere yaşama! Sorgula! Kendini tanı! Zaman ayır! Alma! Dur! Çocuğunu tanı! Mükemmel olmak zorunda değilsin. Hem herkes dediğin kim? Sensin! Benim! Sen ve ben değişelim önce. Bak neler oluyor."

"Çocuğunuza tahammülünüz var mı? Çünkü tahammülünüz olmayan şeyi sevemezsiniz. Sevmediğiniz şeyleri büyütemezsiniz ve yaşatamazsınız."
"Başkasının gözlerinden istenip istenmediğimi, sevilip sevilmediğimi sorgulamak yerine, kendime ve çocuğuma şefkat ve ilgi göstermeye ihtiyacım var" Bir sevgi arsızı olarak buna gerçekten ihtiyacım var...

"Ne zaman aceleyle yerken bulursanız kendinizi, yemeğin keyifli ve iyileştirici olduğunu hatırlamaya çalışın ve biraz yavaşlayın"
Seninle yemek yemek inanılmaz zevkli baykuşum biliyor musun. Zaten fotoğraflarına bakınca anlayacaksın, sen de keyif alıyorsun. Kendi kendine yemek yiyorsun uzun zamandır (1 yaşından beri)

"Çocuğunuzun kazananlar değil kaybedenler kulübüne katılmasından öyle korkuyorsunuz ki... Sistem korkular üzerine işlerken, nasıl cesur ve sakin kalabilirsiniz ki? Tabii ki yavaşlayarak..."

"Bu dünyanın sessiz, ünsüz, yalın ancak özgüvenli, zeki, samimi ve sevgi dolu gençlere, çocuklara ihtiyacı var."
hıh işte bunu "aa bizim çocuk çok zeki, çok akıllı" diyen ebeveynlerin mutlaka okuması ve anlaması gerekiyor:)

Kısacası tekrar tekrar okunması gereken kitaplar listeme alıyorum bu kitabı da:)

Okumanız ve yavaşlayabilmeniz dileğiyle...

İşe geri dönüş...

Ne çabuk geçiyor zaman ve sen ne çabuk büyüyorsun benim tatlı baykuşum..Dün ilk uzun soluklu ayrılığımızı yaşadık seninle. Sabah 9 - akşam 6 arasında kalbimin bir köşesi hep sızladı... Bundan sonra da böyle olacak hafta içi günlerinde...
Hafta içinde kalbimin içi yangın yeri...
Haftaiçinde kalbimin içi sen dolu...
Senin kokunu taşıyacağım içimde bir yerlerde...
Dün sabah ilk işgünüm olduğu için (1,5 yıl ara verdim kolay değil tabi) kahvaltıya senden epey bi sonra geldim. Sen bunun şaşkınlığından mı yoksa beni iş kostümüyle görünce mi bilmem kafanı çevirip uzun uzuun inceledin beni... Belki de "vay be annem hiç böyle şeyler giymezdi hayırdır" dedin içinden...
Sonra birlikte kahvaltı yaptık ve babannenler geldi. Ben seni babana bıraktım ilk kez ve babandan önce sabahın erken saatlerinde çıktım evden...Siz bana el sallarken ağlıyordun ufaktan, kalbimin içini sızlatarak..
İlk ayrılığımız değildi bu ama diğer günlerde benim gitmemi gelmemi pek sallamayan sen bugün ağlayınca yol uzun geldi gözüme... Ne kadar devam edecek bu süreç bilmiyorum ama seni özlüyorum şimdiden.. 
Akşam eve dönerken arabaya bindiğimde senin sarı atkını görünce daha da duygulandım... 
Eve gelince bana kaçamak gülücükler attın babanın kucağından, nasıl mutlu etti o gülüşler beni... Bana sarılıp sırtıma vurman, çenemi ısırman...
Yazdıkça aklıma geliyor da daha da sızlıyor kalbimin içi.
İyi ki bu 17 ayı birlikte dolu dolu yaşayarak, birbirimizle geçirmişiz... Hayatımın belki de en özel 1,5 yılı oldu bu dönem... 
İyi ki gelmişsin, iyi ki....

Seni seven annen..

Bloglararası Kitap Şenliği Başlasıııınnn

Duyduk duymadık demeyin efenim, Esra ve Elif Hanımefendilerle bir kitap şenliğine başlıyoruz:) Kaç aydır aklımdaydı böyle bir etkinlik ancak taşınma telaşımdan ötürü bir türlü organize olup sizlerle paylaşamadım. En sonunda 2balık1kedi olarak tanıdığınız Esra ile başlayalım dedik de nihayet bir adım atabildik:)
Kendisi de anlatmış gerçi ama ben de buradan yine de bir paylaşıyım efenim izninizle...
Şimdi siz blogunuzda yayınladığınız kitap listesinden bir kitabı diğer blogdaşınıza gönderiyorsunuz. Bu arada kitabın arka sayfasına kendi isminizi ve blog adresinizi de yazıyorsunuz ki baktıkça hatırlanasınız:)
E aynı şey sizin için de geçerli tabi. Siz de kitabınızı gönderdiğiniz blogdaşınızdan listesindeki bir kitabı alıyorsunuuuzzz... İşte bu kadar basit:) Bir de tabi isterseniz aldığınız kitabı okudukan sonra blogunuzda bir paylaşımda bulunursanız ne mutlu kitabını sizinle paylaşan blogdaşınıza:)
Bu fikri hayata geçirmemizi sağlayan beni destekleyen Esra'ya sonsuz teşekkürler şimdiden..Umarım güzel bir şenlik olur da hep birlikte güzel anılarla güzel insanlarla doldururuz anı sepetimizi...
İşte bendeki kitaplar da şöyle...