Hamileyken bol bol uyumak değil, bol bol gezmek lazımmııışşş...
Ah be çocuk bu haftasonu noldu sana anlamadım... 2 yaş sendromuna bu hafta sonu mu girdin, yoksa bi ağrın sızın vardı da biz mi anlamadık bilemedim...
Bu hafta sonu Bolu-Göynük'e gitme planı yaptık. Baya zor oldu çünkü ilk önce Abant'a gidelim dedik Beyze teyzenlerle (teyze diyince de pek komik oldu yahu:) sonra orada hiç yer bulamayınca Beyzalar vazgeçti (keşke onları dinleyip biz de zorlamasaymışız:). Biz de Göynük'e gidelim dedik.
Önce Beypazarına gittik sen arabada biraz huzursuzlanınca. Orda hem dinlendik, hem sen rahatladın iyi oldu. Havuç ezmesinin de yardımıyla Göynük'e kadar normal bir şekilde geldik.
Sonra Hacı Ali Paşa Konağının sahibi Ali Amca (o kadar misafirperverdiki sanki babamın arkadaşı, o yüzden amca dicem:) bizi karşıladı, odamıza yerleştirdi ve sen anında bağırmaya başladın. Biz de çok zorlamadık, hemen çıktık odadan, biraz gezdik, parkta vakit geçirdik. Sonra da yemek yedik. Huzursuzluğun yemekte devam etti ve tekrar odaya girelim dedik, sen yine ağlayınca çıkıp Çubuk Gölü'ne gittik. O kadar güzel bir yerdi ki... Orda da Şenol Abi ve ailesiyle tanıştık. Ordaki değirmenlerin birinde çay demlemiş, patates pişirmiş sobada, misafirlerini ağırlıyordu. Sağolsun bizi de çok güzel ağırladı. Bir dahaki sefere yazın gidip orda güzel bir kahvaltı yapabiliriz (sen 10 yaşına geldiğinde mesela:) sonra ordan çıkıp tekrar geldik Göynük'e ve bu sefer dönsek mi Ankara'ya kalsak mı diye düşünürken babanla yemek yediniz (benim midem pek iyi değildi, o günü Çubuk Gölün de yediğim sobada patateslerle kapatmıştım).
Sonra tekrar konağa geldik ve sen bu sefer daha rahat gibiydin. Ben biraz yatıp dinlendim sen de o sırada babanla çizgi film seyrettin. Ondan da sıkılınca yine başladın ağlamaya. Tam kucağıma aldım ki seni... üzerime çiçekler yağdııı:)... ağlayıp kusarak günü tamamlamıştın.. o an insnalıktan çıkan ben ve baban ve sen apar topar hazırlanıp konaktan koşarak uzaklaştık:) Hadi biz neyse de konaktaki diğer misafirler için güzel bir akşam olmayacaktı kalırsak..
9.30da ordan çıktık ve yol pek iyi olmadığı için 12.30 da ancak varabildik eve.
Neyse ki akşam düşündüğümüz kadar kötü geçmedi. Ertesi gün de biraz huzursuzdun ama bugün daha iyisin...
Demek ki neymiişşş... bebekle kültür gezisine gidilmezmiş... Şimdiye kadar pek çok otelde kaldık, pek çok yerlere gittik geldik seninle ama bu gezi bir başkaydı yahu... Neyse bakalım.. Bu da böyle bir anı oldu...
Orda camide elinde tesbihle dolaştığın halin çok komikti.. onun fotoğrafını çekemedim ama aklımda kalacak hep...
Evet haftasonumuz biraz yorgun ve normalin üzerinde tuhaf geçti ama... anne olmak böle bişi demek ki... Seni hala seviyorum:)
Sana anı olsun diye...
Neredeyse 1 yaşından beri yemeklerini kendin yiyebiliyorsun (tabi sana bıraksak aç kalırsın da, biz yediriyoruz sen de denemeler yapıyorsun:) Tabi bu aşamada neler yaşadık, yaşıyoruz, yaşayacağız bilemiyorum ama asla vazgeçmiycem senin o halini izlemekten:)
Bu da bir akşam yemeğinden...
Yemek hallerini de ekliyim de ilerde nasıl evrim geçirdiğini anla:)
Bir süreliğine Duman bizde kalmıştı ve sen onun yemek yiyişini izleyip, onu taklit ediyordun:)
Yemek hallerini de ekliyim de ilerde nasıl evrim geçirdiğini anla:)
Minik Baykuşun aktivitelerinden...
Yine biriktirip yazıyım dedim... Haftasonları çok hızlı geçmeye başladı... Hiç bişeye vakit ayıramıyorum, kronik yorgunluk yüzünden (bi sebebi var tabi:) hiç bişey yapmak gelmiyor içimden bazen. Bazen kitap okumaya ble üşenir oldum... Kafam o kadar karmaşık ki... Gündemdeki olaylar insanın canını sıkmaktan öteye itmiyor. Takip etmeye kalksan olayları, gidişat daha da canını sıkıyor. Adaletin olmadığı, kişisel kalkınmanın varolduğu bir ülke halini aldık kısacası. Umarım sen bu satırları okurken "vay be bir zamanlar ülke ne haldeymiş. Şimdi herşey ne güzel " dersin canım oğlum...
Neyse sen kendi dünyanda büyü çocuk.. Bizim dünyamız kirlendi artık. Affedin bizi. Ya da etmeyin... Biz size güzel bi dünya hazırlayamiyoruz galiba. Siz kendi dünyanızı baştan kurun. Hiç bişey yapamıyorsan da benim hayalimdeki dünyada yaşamaya devam et boşver kirli insanları...
Uff başlıkta ne yazıyo ben burda ne anlatıyorum sana di mi...
Gelelim seninle evde haftasonları gezmeden fırsat bulduğumuz zamanlardaki eğlencelerimizeeee....
İlk oyunumuzu sen çok sevdin. Sebzelerle fotoğraları eşleştirmece...
Farklı renklerde sebzelerin fotoğraflarının çıktıları alınır, sonra sebzeler de masaya konarak eşleştirme yapılır. 2 boyut ile 3 boyut arasındaki ilişkiyi kurma açısından faydalı bir etkinliktir kendisi efeniimm... Aynı oyunu resimlerle de yapabilirsiniz. Böylece soyut-somut ilişkisi de sağlanmış olur.
Neyse sen kendi dünyanda büyü çocuk.. Bizim dünyamız kirlendi artık. Affedin bizi. Ya da etmeyin... Biz size güzel bi dünya hazırlayamiyoruz galiba. Siz kendi dünyanızı baştan kurun. Hiç bişey yapamıyorsan da benim hayalimdeki dünyada yaşamaya devam et boşver kirli insanları...
Uff başlıkta ne yazıyo ben burda ne anlatıyorum sana di mi...
Gelelim seninle evde haftasonları gezmeden fırsat bulduğumuz zamanlardaki eğlencelerimizeeee....
İlk oyunumuzu sen çok sevdin. Sebzelerle fotoğraları eşleştirmece...
Farklı renklerde sebzelerin fotoğraflarının çıktıları alınır, sonra sebzeler de masaya konarak eşleştirme yapılır. 2 boyut ile 3 boyut arasındaki ilişkiyi kurma açısından faydalı bir etkinliktir kendisi efeniimm... Aynı oyunu resimlerle de yapabilirsiniz. Böylece soyut-somut ilişkisi de sağlanmış olur.
Bu oyun da renkler ve şekiller eşleştirmece
Fon kartonunu evdeki oyuncakların renklerine göre seçebilirsiniz. Hem renkleri hem de şekilleri eşleştirmeye çalışmak biraz zor oldu kağan için ama genel olarak eğlendik.
Bu oyun da siyah bantla hazırladığım bir oyundu. Aslında elektrik bandı da kullanılabilir. Çünkü geçen gün yolları temizlerken biraz zorlandık bant yapıştığı için.
Kürdanları saplamayı sevmedi kağan ama onları çıkartırken daha çok eğlendi. Kendi kuralını kendisi koyuyor napalım. ince motor becerileri için de etkili bir oyun. Ayrıca kürdanlar eline batınca duyusal gelişime de katkısı olduğu kesin:)))
Biraz da sanat yapalım di mi:)
Bigün ben yemek yaparken seni de mama sandalyesine oturtup eline de boyalarını verdim. Normalde bulduğunu ağzına atma huyun yoktur ama (ve boyaları yemeğe çalışmamıştın o güne kadar) ogün mama sandalyesinde yemek yendiği için sen de normal olarak boyalarını yemeğe başlamıştın:) O günden sonra mama sandalyesinde aktivite yapmamaya karar verdim:) Bu da bize bi anı oldu minik baykuşum:)
Hep ev hep ev olmaz di mi.. biraz da yürüyüş:) Anıttepedeki yürüyüş parkuruna çok geldim sen daha karnımdayken. Nilgün teyzenle burada yürümek çok eğlenceliydi. Sen doğduktan sonra da kanguruyla bikaç tur atmışlığımız var hani. Ama bahçeliden taşındıktan sonra ilk kez geldik...
Bissürü ev aktivitesi birarada...
Belki de kaç yıldır yağmayan kar kendini bu seneye saklamıştır... Ankarayı pek (tamam hiç hem de hiç) sevmeyen biri olarak binalar ve asfalt kardan görünmediği için bu şehre azıcık ısınmaya başladım. Ama tabi karlar eriyince tekrar eskiye döneriz:) Eşim bugün dese kalkar deniz kenarında bir köye yerleşirim vala hiç hayır demem... (ilgililere duyuruluuurrr)
Belki sen seversin baykuşum bu şehri??? Zaten içinde sevdikleri olmasa insan niye yaşasın böyle bi yerde di mi? Neresi sevilir bu şehrin bilmiyorum ama sevecek bi tarafını bulursan bana da haber ver... Bir şehir plancısına Ankarayı sevdirmeye çalışmak biraz zor olacaktır tabi ama... dene bakalım:)
Eveettt gelelim bugünkü aktivite köşemize.. Bu yazıda bissürü aktivite paylaşıcam. Öncekileri de ekliyim de arada kaynamasın...
Hayde iyi eğlenceleeerrrr....
Boşluk doldurmaca (Nam-ı diğer Fil in dı blenks)
Boş yumurta kolisi ve cevizlerle oynadığımız bu oyunu bizim baykuş çok sevdi. Kutuyu kapatıp salladıkça çıkan sesle ritm tuttu bi de.. Cevizleri başka bir kaptan kolideki boşluklara attık, sonra bi de sallayıp çıkan sesi dinledik. Bu oyunu tekrarladıkça daha çok hoşuna gitmeye başladı.
Ev Koşullarında "Robotica"
Robotica için gerekli malzemeler kutu, folyo, uhu, şişe kapakları, plastik bardak, tuvalet kağıdı rulosu, pipetler ve sınırsız hayalgücü..
İstediğinizi yapıştırabilirsiniz, düğmeler, elişi kağıtları vs ile kendi roboticanızı yapabilirsiniz.
(Hatta aklıma şimdi geldi, eğer ışıklı bir oyuncağınız varsa kutuya delikler açıp içine onu da yerleştirebilirsiniz.) Birlikte vakit geçirmek ve minnaklarla "uhuyu verir misin" "düğmeyi yapıştırır mısın" gibi ortak çalışmalarda bulunabileceğiniz bir anne aktivitesi.
Bir de bu aralar şişe kapaklarını toplayıp "ben bunlarla bişeyler yaparım ki" diyordum, ilk icraat bu çıktı. Bakalım kapak biriktirmeye devam, yakında yeni kapak projelerimle karşınızda olacağım:)
Evde Aykumu (moonsand) nasıl yapılır?
Aykumunu internette görünce bi yerlerde ilk aklıma gelen hazır almaktı. Ama internetten küçük bir araştırma sonucunda "ben yaparım ki, çok basitmiş" dedim ve hop şöyle bişi çıktı ortaya. Nerden bulduğumu hatırlamıyorum tarifi ama her yerden ulaşabilirsiniz.
Gerekli malzemeler : 6 bardak un, 2 bardak irmik, 2 bardak bebek yağı
Ben evde irmik az kaldığından yarın ölçü kullandım (kendime not:eve giderken irmik almayı unutma) böle bişi çıktı ortaya... Kıvamı cıvık olursa unla ya da irmikle takviye yapabilirsiniz.
Elma ağacı ve renkler
Evde elişi kağıtlarınz yoksa renkli objeler veya poşetleri keserek de yapabilirsiniz aslında. Yeşil, kırmızı ve turuncu kağıtları dal, yaprak ve meyve gibi olacak şekilde kesip, bu parçalarla oynayabilirsiniz. Minnak için hem renkleri öğrenmede hem de ince motor becerilerini geliştirmede yardımcı olacağını düşünüyorum.
Bu aktiviteyi babanneyle evde oynasınlar diye hazırlamıştım, baya eğlenmişler:) Yaşasın süper babanne!!!
Halka oyunu
Yine plastik bardak ve tabaklardan bir oyun
Aşağıdaki resimde görüldüğü gibi düzeneğimizi hazırlayıp yavru ceylanımızın oyuna katılmasını bekliyoruz:) Bu oyunu oynarken kağandan çok ben eğlendim aslında. Akşam babasıyla halkaları direksiyon yapıp oynamak daha eğlenceli gelmişti ona.
Oh sonunda bu oyunları da paylaştım ya unutmadan, oldu bu iş:)
Sevgiler...
Oh sonunda bu oyunları da paylaştım ya unutmadan, oldu bu iş:)
Sevgiler...
Yine kar var, hüzünlendim bak yine...
Bundan yaklaşık 1 ay önce yeni evimize taşınmıştık ve Enver iş seyahatine gitmişti. Annemler de kaplıca programları vardı ve biz minik baykuşla başbaşa 3 gün evde mahsur kalmıştık. Evin önündeki yol karla kaplıydı (şehir merkezinde böyle bir sorun yokmuş tabi) ve biz hiç dışarı çıkamadık 3 gün boyunca.
Evde başbaşa kalmak o kadar güzeldi ki... İyi ki işe başlamamışım dedim. İyi ki doya doya yaşıyoruz şu 1.5 yılı... Hiç sıkılmadım, hiç bunalmadım (2 saatlik Kağan'ın ağlama krizini saymazsak tabi, onu da Nilgüşle uzuun bir telefon konuşmasının ardından atlattık)
Düşünüyorum da gerçekten ücretsiz izne ayrılmakla çok doğru bir karar vermişim... İlerde okuldu şuydu buydu derken seninle birlikte hiç bu kadar uzun zaman geçiremeyecektik belki de... O kadar özel bir yıl oldu ki benim için... Düşündükçe içim sızlıyor bak yine..
Bol bol karda yuvarlanma, (karla ilk büyük buluşma oldu), evde karla oynama, kutular, yemekler derken çabucak geçti vakit. O karların erimesini hiç istemedim ilk kez.. Sanki aylarca öyle kalabilirmişiz gibi gelmişti.
Şimdi ise işyerinde, baykuşumdan uzakta seyrediyorum karın yağışını... (tabi çok da uzak değilim ama uzağım işte) Karda gezinen tilkileri seninle seyredemiyorum, kuşların ekmekleri yiyişini birlikte göremiyoruz, kar tanelerini havada yakalayamıyoruz... En azından bir süre daha bu böyle gidecek..:)
Aklıma geldikçe gözlerim doluyor, burnumun ucu sızlıyor (gerçekten varmış böle bişi) ve hemen yanına koşasım geliyor...
Bu aralar ne kadar hızlı değişiyor herşey... Değişim hep olacak hayatımızda artık sizinle birlikte:)
İşte geçen ayki evde kalma maceramızdan kalanlar...
Kağan neredeyse 1 yaşından beri kaşık kullanabiliyor ama Duman'la fazla birarada kalınca onun gibi yemek daha çok hoşuna gitti:)
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)

